Otizm Ve DEHB Farklılıklarında Mineral Testlerinin Gücü
Otizm ve DEHB davranış kalıplarını değiştirecek net metabolik veriler bulunduğunu fark ediniz !!!
Gerçek farkındalık ne yapabileceğimizi fark etmektir !!!
Burada verilen bilgiler;
- Karşısındakine şiddet eğilimi gösterecek kadar denetimsiz dürtülere sahip, aile, okul, akran ve sosyal uyumu düzenleyemeyen bir çocuğun, mineral ve metal test verilerinin doğru değerlendirilmesi ile gelişen değişimini içeriyor.
- Ayrıca ara detay olarak, konuşamayan ama 3 yıl boyunca günün her saati bağıran, otizm tanılı yetişkin yaşta bir çocukta, yine mineral ve metal testlerindeki metabolik verilerin değerlendirilmesi ile 2 hafta içinde bağırma sorununun düzelmesi ve sosyal uyumun artması sonuçları sunuluyor.
- Sunuma yetiştiremedim ama aynı test verileri ile haftada 2-3 nöbet geçiren ve mikrobesin -mineral düzenlenmesi ile aylardır nöbet geçirmeyen çocuklar var.
1- Neden mineraller test edilir?
Tek başına iki Nobel alan tek isim Linus Pauling kariyerinin sonunda, yaşayacak başka bir hayatı olsaydı, muhtemelen mineral dengesizliklerinin tüm kronik hastalıkların temel nedeni olduğunu kanıtlayabileceğini söylemiştir. Metabolizmamız dokularımızın içindeki hücrelerimiz de gerçekleşir ve tüm metabolik süreçleri yöneten enzimler, sıvılar, hormonlar, hücresel elektriksel iletişim, bağışıklık gibi aklınıza gelen tüm süreçlerde mineraller kofaktördür. Mineral seviyeleri ve birbirlerine olan oranlarına bakarak, sağlığı bozan işlevleri bir check-up yapar gibi tarayabilirsiniz.
Yani saç dokusundaki mineral seviyelerine bakarak
- enzimler,
- sıvılar (lenf, safra, kan dolaşımı, idrar, gözyaşı, beyin omurulik sıvısı vb.)
- hormonlar,
- hücresel elektriksel iletişim,
- bağışıklık,
- kan şekeri,
- tiroid fonksiyonu,
- karaciğer fonksiyonu,
- enfeksiyon eğilimi,
- metabolik asidoz,
- ağır metal zehirlenmesi
- hatta kanserojen gelişimgibi aklınıza gelen tüm fiziksel süreçler taranabilir.
Çünkü vücutta iyi işlemeyen her biyolojik faaliyet, bir veya birkaç mineral üzerinde derin izler bırakır. Bazısını, yükseltir, bazısını tüketir.
2- Minerallerin enzimleri nasıl etkilediğine bakalım:
Enzimlerin çalışması için olmazsa olmaz kofaktörler, minerallerdir. Bu yüzden herhangi bir mineral dengesizliği, bazı enzimlerin çalışma fonksiyonu hakkında bilgi verebilir. Mesela çinko eksik birininin, çinko enzimleri iyi çalışmayacaktır ve bu çinkoya bağlı yüzlerce sağlık faktörünü gözden geçirmemizi sağlar. Mineraller enzimler için bir arabanın kontak anahtarı gibidir, kontak anahtarı olmadan araba çalışmaz. Yani doğru mineral, enzime bağlanmadan, enzim çalışmaz.
Bu bir enzimin blokasyonu:
Eğer enzimlerde, mineral bağlanma bölgelerine metaller bağlanırsa, enzimler artık çalışamaz; bloke olur.
Hangi metalin, hangi minerali taklit ederek enzimlere bağlandığını bilirsek, testlerdeki mineral ve metallere bakarak, hangi enzimlerin bloke olduğunu anlayabiliriz.
Mesela çinko eksik bir çocukta alkalen-fosfataz enzimine, çinko yerine kadmiyum veya cıva bağlandığında (kadmiyum çinkoyu taklit edebilir, cıva çok şiddetli çinko eksikliği ile sonuçlanır), beyin elektriksel aktivitesi aşırı uyarılır ve bunun sonucu birey, düşük GABA ile denetimsiz dürtülerle mücadele eder veya daha ciddi sonuçla epileptik nöbetler oluşabilir.
Bunu bir mineral testinde görebiliriz.
3-Eğer bir enzimde, metaller mineraller yerine geçerse sonuç:
4- Mineraller ile sadece fiziksel sorunlar değil, aynı zamanda duygusal ve davranışsal sağlık problemleri de tespit edilir, peki nasıl?
Duygularımızı Test Edebilir miyiz?
Bir insanın nasıl hissettiğini ve davranışlarının şeklini, minerallerine bakıp tahmin edebiliriz.
- Sevecen ya da saldırgan,
- Rahat ya da kaygılı,
- Konsantre veya dağınık zihinli,
- Takıntılı veya vurdumduymaz…
Düşüncelerimize, hislerimize, isteklerimize veya hayal kırıklıklarımıza, yaşadıklarımızın hepsine, hepsine, hepsine vücudumuzdaki mineraller bir yanıt verir.
Mineraller, çevremizden gelen her etkiye bir tepki verir.
Çünkü hepimiz elektro-biyo-kimyasal bir makineyiz.
Besinleri, suyu, oksijeni, güneş ışığını vb… elektro-biyo-kimyasal yollarla yakıt olarak kullanır ve enerji üretiriz.
Canlı olmamızın temel tarifi budur !!!
Çeşitli mineraller içeren besinleri sindirimle işleyip, bağırsaktan emerek, kan dolaşımı ile taşıyarak; elektriksel bir işlev olan duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımız olarak dışarıya yansıtırız.
Şimdi ‘’beden ve zihin’’ değimiz bu makinenin neden ayrılmaz olduğunu anladınız mı?
Yakıtımız maddeler, onu enerjiye çeviren ise biyolojik vücut koşullarımızdır.
Bu yüzden beden ve zihni ayrı tedavi etmek mümkün değildir.
Elektro- biyo- kimyasal yakıtla çalışan beden ve zihinden oluşan makinemiz, iyi çalışmak için ilaçlara değil, doğal yakıtlara ihtiyaç duyar.
- Psikoloji, çoğu zaman zihni bedenden ayrı görüp, sorunları sadece hissetiklerimizle ve kafamızın içindekilerle çözmeye çalışır.
- Klasik tıp ise vücudu, zihin veya duygulara bakmadan, ilaçlarla tedavi etmeye çalışır.
Ancak beden ve zihin ayrı değildir ve birini diğeri olmadan tedavi edemezsiniz.
Toparlarsam:
Mineraller, çevremizden gelen her etkiye bir tepki verir. Düşüncelerimize, hislerimize, isteklerimize veya hayal kırıklıklarımıza, yaşadıklarımızın hepsine, hepsine, hepsine vücudumuzdaki mineraller bir yanıt verir.
Bu yüzden bir mineral analizindeki mineralleri okumak, verilen yanıtları görerek, vücudun neye tepki verdiğini tahmin etmemizi sağlar.
Neye tepki verdiğimizi bulursak, bizi hasta eden şeyi de bulmuş oluruz.
Şimdi BEDENİMİZ olan bu elektro-biyo-kimyasal bir makineye, çok iletken ağır metallerinde katıldığını hayal ediniz, ortaya çıkacak kısa devre, tüm zihinsel ve fiziksel sağlık koşullarımızı bozmaya yetecektir.
Bu teorik bilgileri şimdi pratik testler ile açıklamaya çalışalım:
9 yaşında kız çocuğu.
Davranış ve dürtülerini kontrol edemiyor.
Öyle ki aile bireylerinden biriyle evde yalnız kaldığında, karşısındaki kişi yüzü- gözü tırmalanmış, yaralanmış halde o süreyi tamamlıyor. Aile bireylerine ve arkadaşlarına çocukluk şiddeti uyguluyor.
Etrafındakilere zarar veren fiziksel tepkilerini kontrol edemiyor. Öfke nöbetleri yaşıyor.
Sosyal uyumu yok, okul ve ders uyumu yok.
Baba tıp doktoru, anne öğretmen.
Başka kardeş yok.
AİLENİN YORUMU:
Kızımız şu anda 10 yaşında. 8 yaşındayken saldırganlıkları, hırçınlıkları ve dürtüsel davranışları, had safhaya ulaşmıştı. Kullandığımız psikiyatrik ilaçlar da sonuçsuz kalmıştı. Doz artışlarında kısa bir süre sakinlik yakalasak ta bir müddet sonra olumsuz davranışlar ve saldırganlık geri geliyordu. Öyle ki ellerimiz, bacaklarımız, tırmık ısırık ve morluklarla doluydu. Artık tek hedefimiz bize zarar vermemesiydi. Bu noktada Sevgi Hanımla yollarımız birleşti. Socheck testine göre değerlendirme yaptı ve saç testi istedi. Saç analizinden sonra önerdiği mineral- vitamin ve diğer desteklerle saldırganlığı % 90’a yakın azaldı. Zaman zaman tamamen sönümlendi, zaman zaman nüks etti. (bakır detoksu protokolüne ara verildiğinde ve bakır çıktıkça döküme giren ARSENİK yüzünden nüks söz konusu oldu, ayrıca bakır dökümünde de zaman zaman alevlenme söz konusudur). Aralıklı olarak saç testini tekrar veriyoruz. Ve terapi yeniden düzenleniyor. Kısacası aldığımız özel eğitimler, psikiyatrik destekler vb. hiç biri istediğimiz sonuca bizi götüremedi ta ki Sevgi Hanım’ın protokollerine kadar. Kendisine teşekkür ediyoruz.
Elimizde hiç bir veri olmadığında bu danışanda, mineral ve metallere bağlı 4 veri söz konusu;
- Kız çocuğu olduğu için ergenliğe yaklaştıkça artan östrojene bağlı bakır toksisitesi
- Östrojen yüksekse, ARSENİK riski (Arsenik östrojeni taklit eder)
- Bakır toksisitesine bağlı aksayan sulfokonjugasyon
- Kurşun zehirlenmesi
- Bu saç testine göre, test öncesi östrojen baskınlığına bağlı tahmin ettiğimiz gibi çocuk, bakır toksik.
- Bakırı kontrol eden çinko düşük. Eğer çinko optimal olsaydı, bakır birikimini daha iyi kontrol edebiliyor
- Ve selenyuma göre de cıva ve ARSENİK zehirlenmesi için riskli. Aynı zamanda bu 2 metalle başa çıkabilecek yeterli antioksidan kapasitesi yok ve detoksifikasyon yeteneği zayıf.
Bu bakır toksisitesi için çok kolay bir test, ama genelde bakır toksisitesi böyle açık veri içermez. Bakır çoğunlukla gizli toksisitedir. Gizli bakırın tespiti için, Bakırın sinerjik ve antagonistik mineraller ile etkileşimini kontrol etmeyi gerektiren, daha açık olmayan bir yol vardır.
Bakır fazlası veya görünmeyen gizli bakır bir çocuk için neden tehlikelidir?
Aşırı bakır beyinde uyuşturucu olan metamfetamin ile aynı merkezleri uyarır. Yani bakır toksik bir çocuk, uyuşturucu madde almış biri kadar denetimsiz ve dürtüsel olabilir.
Ben bakır toksisitesine 4D diyorum.
Toksik Bakır = ‘’Denetimsiz, Duygular, Davranışlar, Dürtüler’’
Bakır toksisitesinin
- hiperaktivite,
- depresyon,
- DEHB/dikkat eksikliği bozukluğu,
- hafıza sorunları,
- dürtüleri kontrol edememe,
- anksiyete ve panik ataklar,
- şiddet, öfke, hiddet,
- hüsran gibi pek çok türde aşırı duyguya
- duygusal ölülükgibi önemli psikolojik sorunlarla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir.
Yüksek inorganik bakır seviyelerine bağlı psikolojik ve semptomlar,
- düşük histamin,
- şizofreni,
- doğum sonrası psikoz,
- depresyon,
- otizmdir.
- genç şizofrenlerde paranoya ve halüsinasyonlar,
- yaşlılarda ise depresyon yaygındır.
Bakır beyin fonksiyonlarını, sinir iletimini etkileyerek, zihinsel süreçlerde büyük bir elektrik kısa devreye neden olur.
Nörotransmiterlerin psikiyatrik durumlarda rol oynadığı iyi bilinir. Bakır yükseldiğinde dopamin seviyeleri düşer ve norepinefrin seviyeleri yükselir. Bu nörotransmiterlerin dengesinin bozulması,
- anksiyete,
- panik,
- paranoid şizofreni gibi bir dizi soruna yol açabilir,
- bipolar bozukluk,
- depresyon,
- DEHB ve otizm semptomları sanılan şeyi tetikler.
Ama bu teşhisler alındığında aslında çocuk sadece bakır toksik olabilir.
- Bakır toksik biri genellikle bozuk sulfokonjugasyona Bu detoksifikasyonda, karaciğer faz 2’nin önemli bir adımıdır. Bu çok büyük negatif psikiyatrik tepkilere yol açabilir. Bu ismi zor telaffuz edilen kelimeyi aşağıda örnekle açıklayacağım.
- Genellikle toksik bakırla birlikte görülen çinko eksikliği, GABA üretmek için gerekli olan kofaktörlerin beyne girmesini Çünkü bu kofaktörler, sadece alkalen fosfataz enzimi kullanılarak fosforile edilirse beyne girebilir ve GABA üretilir.
GABA beynin dürtüleri düzenleme düğmesidir.
GABA beynin dürtüleri düzenleme düğmesidir.
GABA, bize dışarıdan ve içeriden gelen uyarılara karşı ‘‘yavaş ol, sakinleş, başa çıkabilirsin, sorun yok” der.
Dürtülerinizi kontrol edememek, tepkilerinizi kontrol edememek veya kaygıyla başa çıkamamak, kendi zihninizde mahkum olmak, nasıl bir his bilmek ister misiniz:
· Her düşünce endişeyle doludur,
· Kalbiniz en ufak bir rahatsızlıkta çarpar ve etrafınızdaki dünya sarsıcı ve kafa karıştırıcıdır.
· Çok pasif dış uyaranlara karşı bile sakin olmayı, herkesin günlük rutinindeki olaylarla başa çıkmayı beceremezsiniz.
GABA (gama-Aminobuyterik asit), bir nöronun ateşlenmesini durdurmak için hareket eden inhibitör bir nörotransmiterdir. Bu, beynin dürtüleri düzenlemesinin önemli bir yoludur.
GABA düşerse, glutamat yükselir.
Glutamat heyecan verici nörotransmitterimizdir.
- ‘’ Kalk heyecanlan, her şey rahatsız edici, dikkat bozucu, panik yap, etrafa da panik sal ‘’ der.
- Uyaranlar karşısında, birey veya çocuk nasıl tepki vereceğine karar veremez.
- DEHB, hiperaktivite,denetimsiz, dürtüsel,duyusal davranış sorunları olarak ortaya çıkar.
- Fazla glutamat bize ‘‘ tedirgin ol, her şey tehlikeli, her şey rahatsız edici, beklenen her şey benim için çok fazla, başa çıkılamaz görünüyor, bunlara tepki ver ’’der. Nöronlarımızı uyarır da uyarır, uyarır da uyarır.
- Aşırı glutamat bir eksotoksisitedir.Nöronları aşırı uyararak öldüren bir toksisitedir. Yani sonuçları ciddidir.
- Dengesiz glutamat;aşırı uyarılmadır, her şey o kadar çok tetikleyici gelir ki, etraftan gelen tüm girdiler tehlike veya heyecan sinyali olarak algılanır.
Kısaca: Yüksek glutamat = denetimsiz aşırı uyarılmadır.
Aynı testin metaller bölümünde yüksek alüminyum ve referansta yüksek antimon var.
Ama ARSENİĞİN olmadığına dikkat ediniz. Aynı testin mineral sayfasını kontrol ettiğimde, mineralleri incelediğimde, ARSENİK için risk işareti okunuyordu. Bu teste göre bir mineral terapi ve detoksifikasyondan sonra yapılan yeni testlerde içerideki ARSENİĞİN ATILIMINI ifade eden, yüksek ARSENİK dökümünü beklerim.
Antimon, kimyasal olarak arseniğin vücutta yaptığı aynı etkileri yapabilen bir ağır metaldir. Farklı olarak adrenal bezlere çekilerek zorluk yaratır. Muhtemelen sodyum- potasyum oranını bozarak, potasyum kaybı ile çocuğun dışarıdan gelen her etkiye karşı uyarılmasına sebep olan, denetimsiz davranışsal eğilimle sonuçlanır.
Bu çocuk neredeyse meyve gibi çatır-çutur soğan tükettiği halde, bu frekans testine göre soğandan gelen sülfür yine de düşük. Bu sulfokonjugasyon sisteminde bozukluk işaretidir. Bu yüksek psikiyatrik semptomlar yaratır.
CIVA, sulfokonjugasyon kofaktörlerini bağlanma bölgelerinden düşürür. Tıpkı sunumun başındaki enzim blokasyonları gibi. Cıva, SUOX enzimi kofaktörlerini düşürür. Yani sadece cıva, bir çok vakada sulfokonjugasyonu bozarak bakır biriktiren sebep olabilir.
Toksik bakırda sulfokonjugasyonu bozan bir faktördür.
Toksik bakır genellikle sülfokonjugasyonu bozar. Bu ne demektir?
Vücudun sülfür metabolizmasının işleyişini yürütememesidir. Örnekle açıklayalım:
Aynı bozukluğu olan başka bir çocuğun terapi sonucuna bakalım:
Otizmli, yetişkin yaşta bir çocuk, konuşmuyor ama sürekli bağırıyordu.
Ailenin en büyük sorunu hastanın sürekli bağırmasıydı. Neden bağırdığını ve ne yapılması gerektiğini, niçin bağırdığını bilmiyorlardı. Acı çekiyordu ama konuşamadığı için sorunun ne olduğunu söyleyemiyordu.
Danışmanlık başlayana dek benim bildiğim, bir nörolog, bir bütüncül hekim, bir enerji tedavileri uzmanı hekim, bir diyetisyen ile uzun süreli çalışılmıştı. Ama özellikle bağırma ve davranışsal bozukluklar çözülememiş ve artarak ilerliyordu.
Hastayı hiç yüz yüze görmedim, ailesinin yolladığı mineral testlerini okuduk. Sorunlara yol açan sulfokonjugasyon hatasını gördük. Ve sadece bu temel teknik hatayı düzeltmek, bağırma sorununu 2 hafta gibi çok kısa sürede aşmamızı sağladı.
Sonuç:
İki hafta içinde bağırma yok oldu. Bir ilaç kullanmadık, bir sakinleştirici bitki kullanmadık. Sadece minerallerini okuduk. Hasta konuşamıyordu, ama mineral desenleri, temel problemleri anlatabiliyordu. Bu metabolik sorunu düzeltince çocuk, ailenin sosyal yaşamı ile daha uyumlu hale geldi.
Bu örnekte olduğu gibi mineral terapi ve detoksifikasyon ile hem çocuğun hem ailenin özel ve sosyal yaşamını %90 değiştirebilecek bir metabolik arızayı giderebilirsiniz. Bu, gelişim için % 50-90 fark yaratacak kadar, pozitif iyileşme kapasitesi katabilir. Çünkü artık her şeye bağırmayan bir çocukla daha iyi iletişim kurabilir ve ona başka beceriler öğretebilirsiniz.
Ailenin gelişim hakkındaki görüşleri:
Oğlum otizmli ve yaşı büyük, yıllardır antidepresan kullanan bir çocuktu. Sürekli kontrollerinde doz artışı yapılıyordu. Kaç kez diyet yapmaya çalışsak ta başarılı olamıyorduk. Yaşı büyük olduğu için diyet çok zordu. 2 yıl önce diyetisyenle ve frekans testleriyle tekrar başladık. Oğlumda son 3 yıldır sürekli bağırma başlamıştı, kafamız gözümüz sesten patlıyordu. Uykusuzluk had safhadaydı. Perişandık kısaca, verilen diyete ve takviyelere kesinlikle uyduğumuz halde başarı sağlayamadık. Biyofrekans tedavisini de başladık. Yine değişen bir şey yoktu. Bağırma en büyük sorunumuzdu. Ve uykusuzluk. Hala aynıydı.
Ta ki 7 ay önce Sevgi Hanım’ın okuduğu mineral ve metal testlerinin sağlık etkileriyle tanışıncaya kadar.
Bu çalışmalar yapılınca sanki mucize olmuştu. Bağırmalarımız ilk bir hafta içinde azalarak bitmişti. Hayretler içerisindeydim. Diyetimize de devam ediyorduk. Ve aradan 7 ay geçti. Oğlumda bağırma halen yok. Sosyalleşme zayıftı bir-çok şeyi zorla yapıyordu. Algısı kapalı ve genellikle keyifsizdi. Detoksifikasyon ve mineral terapi ile şimdi çok daha iyi. Yazlıkta oğlumuzu görenler ‘’çok değişmiş, şimdi sakin ve huzurlu’’ diyor.
Algısında açılma olduğunu gözlemliyoruz. Daha uyumlu olduğunu gözlemliyoruz.
Bu çalışmaya başlamadan önce ayrıca biyorezans ve biyofrekans tedavisi gördü, beklediğimiz katkıyı sağlamadı ve bağırmada hiç azalma olmamıştı. Aşırı bağırmalarımız vardı. En büyük sorunumuz yüksek sesle sürekli bağırmaydı, bu şimdi yok denecek kadar azaldı. Anlama kapasitesinde artış olduğunu düşünüyoruz. Toplum içindeki ve evdeki uyumunda artış gözlenmektedir. Özellikle ellerinde ve yüzündeki şişlikler gitti. Ve ince motor becerisi artmaya başladı. Duygusal anlamda daha sevecen davranışlar da artış var. Kronik müzmin kabızlık azaldı.
Bu tecrübeden sonra ilk vakanın testlerini kontrol etmeye geri dönelim:
Frekans testinde, düşük potasyum- sodyum oranı davranışsal bir aşırı uyarılma yaratabilir. Hipokalemi (düşük potasyum) ‘’Duyusal Aşırı Uyarılma’’ ile karakterizedir. Bu durumda kişi; ses, ışık, koku vb. duyularına yenik düşer. Bunu desteklemek o kadar kolaydır ki, doğru yardımdan sonra semptomlar 20 dakika içinde kaybolur.
Potasyumu düzenleyen böbrekler ve böbreküstü bezleridir. Ve testte yüksek ölçülen ANTİMON, böbreküstü bezlerine çekilerek potasyum kaybına yol açabilir. Ve eğer yeterli ATP yoksa, potasyumu hücre içinde tutamazsınız.
Frekans testinde ARSENİK bulunmadığına dikkat ediniz. Ama mineral terapi ve detoks sonrası ARSENİK dökümü beklediğimi tekrar hatırlatırım.
B6-B12-B9 vitaminleri yağda emilen vitaminlerdir ve yağları işleyen safra akışı iyi olmazsa, bu vitaminlerin emilimini yapamayız. Testte bu vitaminlerin seviyeleri düşük.
ARSENİK genellikle şiddetli safra durgunluğu yaratır ve bu B gurubu vitaminlerin emilmesini engeller.
Bu testlere göre; çocuğun davranışsal tetikleyicileri nelerdi?
- Fazla bakır, beyni uyuşturucu almış gibi uyardı.
- Fazla bakırın sebep olduğu çinko eksikliği ise, GABA kofaktörlerinin beyne girmesini engelleyerek, beynin dürtüleri düzenleme düğmesi dediğimiz GABA nörotransmitterini engelledi.
- Fazla bakır sulfokonjugasyonu bozarak, sürekli bağırarak ortada dolaşacak kadar yüksek psikiyatrik tepki yaptı
- Yüksek antimon böbrek üstü bezlerini etkileyerek, düşük potasyum- sodyum oranı ile etkilediği potasyuma bağlı olarak, çocuğun dışarıdan gelen ses, ışık, koku vb. duyularına yenik düşmesine ve aşırı uyarılmasına yol açtı.
- Antimon, arseniği taklit ederek zenostrojen etkisiyle daha çok bakır birikmesine sebep olurken, safrayı durgunlaştırarak GABA üreten, kofaktörlerin eksikliğini yarattı.
Genel bir düzenleme ile 1 yıllık bakır detoksu ve sulfokonjugasyon müdahalesi ile çocuğun davranışlarında çok belirgin düzelme oluştu.
Şimdi bu evre sonunda yapılan teste bakalım:
Terapi süresi sonunda yapılan bu teste göre çocukta yüksek ARSENİK dökümü okundu.
Potasyum dengesizliğine bağlı olarak, çocuğun dışarıdan gelen ses, ışık, koku vb. duyularına yenik düşmesine ve aşırı uyarılması bu teste yansımış durumda.
Bakır detoksu yapıldığı 1 yıl boyunca, ailenin tekrar danışmanlık alması için belirgin bir sorunlu dönem yaşanmadı. Çocuk aile ve okul ve sosyal arkadaşlıkları ile uyumluydu.
Semptomların düzeldiği 1 yıldan sonra; bakır detoksuna ara verildikten 6 ay sonra, çocuğun davranış sorunları yeniden nüks etti.
Bu sorunun temelinde yüksek bakır olduğunu gösteriyor.
Ancak tekrar nüks olmaması için bakır detoksu, bakırın bozduğu sulfokonjugasyon düzenlemesi, bakır biriktiren ARSENİK detoksu, arsenik atılımını kilitleyen safra temizliği, potasyumu etkileyen ANTİMON detoksu ve ilk testteki ALÜMİNYUMUN detoksu, BH4 düzenlemesi, dopamin ve yüksek amonyak mücadelesi gerekecek.
Yeni teste göre ana tetikleyici:
Ana tetikleyici sürecin başından beri testlerde görülmeyen, mineral terapi ve detoks ile ortaya çıkan ARSENİK ve ALÜMİNYUM dur.
- Arsenik bir zenostojendir. Zenostrojenler östrojeni taklit ederek, vücutta ve beyinde şiddetli bakır birikmesine ve tüm toksik bakır semptomlarına sebep olur.
- Arsenik, safrayı durgunlaştırarak, arseniğin ana atılım yolu olan safrayı tıkar. Bu çok önemli çünkü, SAFRA, her 3 dakikada bir vücudun tüm kanını süzerek, toksinleri eleyen karaciğerin tek atılım yoludur. Toksinler, durgun ve toksik safra ile birlikte bağırsaktan emilerek vücuda yeniden yeniden yeniden yayılan bir devir daime girer. İşte bu artık sağlığın kısır döngüye girdiği yerdir.
- Acilen ARSENİK detoksu ve safra temizliği protokolü başlanmalıdır.
Acilen ARSENİK detoksu ve safra temizliği protokolü başlanmalıdır.
Teste göre yüksek bakır biriktiren sebepler ve bozduğu sistemler:
- Başlangıç testlerinde görülmeyen ARSENİK
- Dışarıdan ARSENİK maruziyeti: sular, böcek ilaçları fazla pirinç veya organik olmayan tavuk ve yumurta tüketimi, kimyasal olgunlaştırılmış muzlar vb..
- ARSENİĞİN östrojeni taklit ederek bakır biriktirmesi
- Fazla bakırın sulfokonjugasyonu bozması.
- Ya da tam tersi; sulfokonjugasyonun iyi işlemesi bakırı kontrol eder. Bozuk sulfokonjugasyona sahip olması bakır birikimini kolaylaştırır.( sulfokonjugasyon kofaktörlerini cıva tüketir genelde)
- Fazla bakıra bağlı, düşük çinkonun alkalen fosfatazı çalıştıramamasıyla, gerekli kofaktörlerin beyne girememesi yüzünden dürtüleri kontrol eden nörotransmitter GABA’nın üretilememesi. (GABA dürtüleri kontrol etme düğmesi)
- ANTİMONUN, kimyasal yapısı gereği, ARSENİĞİN yaptığı her problemi taklit etmesi
- ANTİMONUN böbreküstü bezlerde potasyum üzerindeki etkisiyle dışarıdan gelen ses, koku, ışık vb. her girdiyi sönümlendiremeyerek, aşırı uyarılma ve konsantrasyon sorunları yaratması
- Çinko bakırı kontrol eder. Şiddetli çinko eksikliği yaratan KPU benzeri tespit edilememiş bir sağlık surunu bulunabilir. (Aileden bu testin kontrolü istendi)
Teste Göre Diğer Tetikleyiciler;
- Yüksek ALÜMİNYUM, BH4’ü düşürür.
- Düşük CBS aktivitesi, düşük BH4 ile sonuçlanır. Teste göre düşük sulfokonjugasyon düşük CBS aktivitesi yolu ile düşük BH4’e sebep olur.
BH4 Nedir?
BH4, nörotransmitter serotonin ve dopamin sentezi için kritik bir kofaktördür.
Düşük BH4 seviyesi çocuklarda
uyum yeteneği,
sözel ifade,
sosyal yanıt verme,
etkileşimler,
iletişim,
bilişsel yetenekler,
hiperaktivite
uygunsuz konuşma
sindirim işlev bozukluğu
diyabet eğilimi
depresif ruh hali
ciddi parazit enfeksiyonları
yetersiz sulfokonjugasyon ve metilasyon
kanat çırpma ve dürtüsel uyarılmış davranışlar da dahil olmak üzere spesifik otizm semptomlardan sorumludur
Vücudumuz amino asit tirozini, önce L-dopa’ ya sonra dopamine dönüştürür. Bu adımlarda dopamin sentezi için tetrahidrobiopterin (BH4) gereklidir.
Dopamin azalırsa;
- Dopamin olmadan uyum, motivasyon ve odaklanma
- Dopamin dikkati artırır, bilişsel işlevi geliştirir ve yaratıcılığımızı artırır.
- BH4, ruh hali, uyku döngüsü, hafıza ve iştah gibi vücut fonksiyonlarına yardımcı olan serotonin, melatonin, dopamin, norepinefrin ve epinefrin gibi nörotransmitterlerin üretiminde
- BH4 düşükse, özellikle dopamin dahil nörotransmitterlerin düşük olması mümkündür.
- Düşük BH4 seviyeleri, hipertansiyon ve arteriosklerozun yanı sıra daha ciddi paraziter enfeksiyonlarla ilişkilendirilmiştir.
Arsenik veya diğer metaller veya gizli enfeksiyonlar proinflamatuar sitokinler üretimiyle sonuçlanabilir. Proinflamatuar sitokinler, BH4 üretimini azaltır, böylece potansiyel olarak sistemik inflamasyon durumları dopamin düzeylerini azaltır.
Dopamin azalırsa;
- ruh hali dengesizlikleri,
- depresyon,
- psikoz,
- motivasyon sorunları,
- bağımlılık,
- saldırganlık,
- DEHB gibi nörolojik hastalıklarla sonuçlanan dopamin üretim ve dönüşüm sorunları ile mücadele edersiniz.
Dopamin sentezi için tetrahidrobiopterin (BH4) gereklidir
- BH4 azsa, dopaminde azdır.
Ayrıca hem düşük BH4, hem arseniğin safrayı durgunlaştırması ciddi parazit enfeksiyonları ile sonuçlanır.
Fotoğraf arsenik ve kurşun zehirli bir danışanın çocuğun düşürdüğü parazitleri gösteriyor.
Arsenik parazit istilasını nasıl tetikler?
Arsenik, safranın hareketini durdurur, yavaşlatır ve parazitler karaciğere doğru geri gider.
Safra, yağları sindirmekten ve metabolize etmekten sorumludur. Safra durgunluğu oluştuğunda sürekli olarak bağırsağa yağlı bir dışkı ulaşır. Bu yağlı ortam, SİBO ve parazit dahil zararlı mikroorganizmaların ve patojenlerin gelişmesi için çok elverişli bir ortam yaratır.
Safra, SİBO ve parazit dahil zararlı mikroorganizmaların ve patojenlerin gelişmesine karşı bağırsağın deterjanı gibidir.
Arseniğin safra üzerindeki etkisi, yağ işleme zorlukları ile optimal beyin fonksiyonları için gerekli olan beyin yağ asiti sentez ve transferini de engeller.
Ayrıca bu testteki düşük çinko, çocuğun yağ asitlerinden EPA’ları HUFA’lara dönüşmesini engeller.
Yeni program:
- Fazla bakırın detoksu
- Arseniğin detoksu
- Antimonun detoksu
- Alüminyumun detoksu
- Fazla bakırın birikmesine sebep olan, çinko eksikliğinin sebebinin bulunması (KPU testi)
- Fazla bakırın bozduğu, sulfokonjugasyonun düzeltilmesi (bozuk sulfokonjugasyon, sürekli bağırarak ortada dolaşacak kadar yüksek psikiyatrik tepki yaptığını ayrıca hatırlayınız)
- Yüksek antimon böbrek üstü bezlerini etkileyerek düşük potasyum- sodyum oranı ile etkilediği potasyuma bağlı olarak, çocuğun dışarıdan gelen ses, ışık, koku vb. duyularına yenik düşmesine ve aşırı uyarılmasına yol açtı. Sodyum- potasyum oranının düzenlenmesi
- Antimon, arseniği taklit ederek zenöstrojen etkisiyle daha çok bakır birikmesine sebep olurken, safrayı durgunlaştırarak GABA üreten, kofaktörlerin eksikliğini yaratır. Çinko eksikliği de, alkalin fosfataz enzimini bloke ederek, gerekli kofaktörlerin beyne girmesine engel olur. Bu kofaktörlerin beyne girmesi için önlem alınması
- Bu kofaktörlerin beyne girmemesi, dürtüleri kontrol eden GABA eksikliğine sebep olur. GABA takviyeleri kan beyin bariyerini geçemez bu yüzden doğal GABA destekleyici önlemler alınması
- Arsenik ve düşük BH4’ün sebep olduğu, parazit enfeksiyonlarının tedavisi
- Arseniğin sebep olduğu safra durgunluğunun giderilmesi ve toksik safra süpürme
- Alüminyum ve düşük CBS aktivitesinin sebep olduğu, düşük BH4 ve dopamin sorunlarının çözülmesi
- Düşük Bh4 için, A1298C mutasyonunun genetik ve epigenetik fonksiyonunun kontrol edilmesi ve bu mutasyon varsa gerekli önlem alınması
- Her amonyak molekülü için 2 adet BH4 molekülü gerekir, bu düşük BH4 durumunda yüksek amonyak birikimi ile beyne hasar verir ve davranış bozukluğu yaratır. Bu yüzden düşük BH4’ün sebep olduğu, amonyak birikimini engelleyecek önlemler alınması
- Düşük BH4’ün sebep olduğu, düşük NO seviyelerini desteklemek
- Arsenik ve glifosat sinerjik toksinlerdir, toksiste şiddetini ve safra durgunluğunu daha da şiddetlendirir bu yüzden glifosat detoksu önerilir. Glifosat beslenmemizdeki tüm endüstriyel üretilen, tarım ürünlerine sıkılan bir pestisittir. Ürünleri yıkamakla temizlenmez ve besinler yolu ile sürekli vücudumuza girer.
Tüm bu sonuçları sadece bir mineral ve toksik metal testi ile tespit edebildik. İşte bu yüzden otizm ve DEHB’li bireylerin saç mineral testlerinin yapılması ve DOĞRU OKUNMASI sorunların çözümü için muazzam kapasiteye sahiptir.
Bu sunumun amacı şuydu;
Otizm ve DEHB Farklılıklarında Mineral Testlerinin Gücü
Anlattığımız metabolik bozukluk zincirinin tümü sadece bir test ile görülebilir ve çözülebilir.
Sunumun başında ne demiştik:
Tek başına iki Nobel alan tek isim Linus Pauling kariyerinin sonunda, yaşayacak başka bir hayatı olsaydı, muhtemelen mineral dengesizliklerinin tüm kronik hastalıkların temel nedeni olduğunu kanıtlayabileceğini söylemiştir. Metabolizmamız dokularımızın içindeki hücrelerimiz de gerçekleşir ve tüm metabolik süreçleri yöneten enzimler, sıvılar, hormonlar, hücresel elektriksel iletişim, bağışıklık gibi aklınıza gelen tüm süreçlerde mineraller kofaktördür. Mineral seviyeleri ve birbirlerine olan oranlarına bakarak, sağlığı bozan işlevleri bir check-up yapar gibi tarayabilirsiniz.
Toksik yükler söz konusuysa neden doku minerallerinin test edilmesi hayati önem taşır?
ÇÜNKÜ;
- Vücutta toksik metal birikimi meydana geldiğinde, yararlı ve gerekli minerallerin enzim bağlama bölgelerinde, enzim sistemlerinde ve vücut dokularında toksik metallerle yer değiştirme riskivardır. Neredeyse tüm vücut süreçleri metabolik enzimler tarafından kontrol edildiğinden, enzim fonksiyonu sağlıklı bir metabolizma için kesinlikle gereklidir.
- Metaller; enzimlerde mineral bağlanma yerlerini veya dokuları işgal ettiğinde, biyolojik süreçlerde minerallerin yapacağı şekilde çalışmayacaktır. Sağlıklı koşullarımızı destekleyen işlevleri aksatacak veya bozacaktır.
- Metaller ile minerallerin yer değiştirmesi, hayati enzimlerin işlev bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olur.
- Vücutta biyolojik görevi olmayan toksik metallerin, hayati işlevleri devam ettiren mineraller ile değiştirilmesi, tüm canlı organizmaların sağlık koşulları için büyük risktir.
- Metallerin bozduğu, mineral dengesizliğine bağlı metabolik aksaklıklar mineral testlerinde görülür. Değişen mineral seviyeleri takip edilerek, olası toksik metal yükleri tahmin edilebilir.
- Metal birikimi ile mücadele edilirken, mineral testlerinin yapılması bu yüzden hayati derecede önemlidir.
Metaller karaciğer, böbrekler, beyin, eklemler ve akciğerler gibi vücut dokularında ne kadar derinde tutulursa, tespit edilmesi o kadar zor olur.
- Saçta, kanda veya idrarda çok az toksik metal bulunması veya hiç olmaması ve yine de vücutta önemli bir metal yükü olması mümkündür. Ve birçok insanın en büyük yanılgısı, ağır metalleri testlerde açıkça görmeyi beklemesidir.
- Maruz kaldıktan sonraki üç gün içinde, metaller çeşitli dokularda depolanmak üzere çoğunlukla kanı terk etmiş olurlar.
- Siz test yapıyorsunuz diye hiçbir metal emildiği derin dokulardan ve hücrelerden çıkıp, saç-kan veya idrar analizine girmez. (özel yollar ile provake edilmediği sürece)
- Böbrek üstü bezi işlevi ne kadar yorgun ve rahatsız olursa, metallerin dokulara neredeyse tamamen kilitlendiğinden ve vücutta hareket etmediğinden veya dolaşımda olmadığından testlerde o kadar az görünecektir.
- Toksinlerin derin dokularda kilitlenmesi, detoks işinin ciddiyeti ve zorluğunu arttırır.
- Alüminyum, cıva, kurşun, kadmiyum gadolinyum ve alüminyumanalizlerde en sık görülen toksik metallerdir.
- Genellikle detoks ve mineral dengeleme ile metaller 1- 3 yılda vücudu yavaş yavaş terk eder. Bu metaller vücudu terk ederken rahatsızlığa neden olabilir.
- Önemli miktarlarda metal atıldıktan sonra, her türlü kronik sağlık sorununda büyük bir iyileşme görmek çok yaygındır.
Zehirli metaller havamızda, suyumuzda ve gıda kaynağımızda bulunmaktadır. Bunlar, kronik hastalıkların önemli bir nedeni veya tetikleyicisidir ve genellikle çoğu tıp, beslenme veya diğer sağlık pratisyenleri tarafından dikkate alınmazlar.
BU DETAYLARI GÖZDEN KAÇIRMAYINIZ.
SAĞLIĞINIZ SİZİN ELİNİZDE…
VAKİT AYIRDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
Ağır Metal – Mineral Testleri Ve Yorumları, Detoks Ve Kaçınılması Gereken Destekler İçin, İhtiyacı Olanlara Naturopatik Eğitim Ve Danışmanlık Verilmektedir.
Eğer daha fazla bilgi veya rehberliğe ihtiyacınız varsa, size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım.
Sevgi Kaya
Mimar – DEÜ Mimarlık Fakültesi – Artı Bodrum Mimarlık Mühendislik Ve İnşaat Ltd. Şti
Mineral Master – İntelligent Nutrition Canada
Ağır metal zehirlenmesi ve Kronik Toksisite – Bütüncül Tıp Okulu
Naturopati – Apiterapi Uzmanı -Riccon Academy Switzerland
DEÜ Mimarlık Fakültesi mezunu, 30 yıllık mimar ve sağlık eğitimleri almış bir uzmandır. Mineral Master olarak doğal besinler ve detoks yöntemleri ile sağlık koşullarını iyileştirmeyi hedefler.
Burada paylaşılan tüm bilgiler sadece eğitim ve bilgi amaçlıdır. Herhangi bir hastalığın veya sağlık durumunun teşhisi, reçetesi veya uygun tedavisi için, lütfen yetkili resmi sağlık kuruluşları ve uzmanlarına başvurunuz.




















