Son ayda gündemim Arsenik çünkü son 1 ayda bana iletilen tüm testlerde yüksek arsenik bulunuyor.
Cıva kontaminasyonundan daha fazla…
(TEST ÖRNEKLERİ SAYFANIN SONUNDA)
Bu yüzden arsenik seviyeleri yüksek olanların, neyle mücadele ettiklerini kısa başlıklarla ifade etmek istiyorum;
- Arsenik demek, yüksek metabolik asidozdur.
Çünkü; Piruvatı engeller. Bu teknik gelen terimi birlikte metabolik asidoz çalıştığımız hastalar çok iyi bilir. Mitokondrilerin hücresel oksijenli solunum ve alkaliniteye gitmesi veya metabolik asidoza gitmesi piruvattaki başarıya bağlıdır.
- Arsenik demek kanserojen eğilim demektir.
Çünkü; Metabolik asidozun daha ciddi sonucu kanserojen gelişimdir. Kanser hücreleri, metabolik asidozda yaşayabilmek için oksijensiz solunumda bile yaşamaya dönüşmüş hücrelerdir.
- Arsenik demek, durgun ve yavaş safra akışıdır.
Çünkü; safra alkali ortamda çalışır, asidik ortamda bağırsağı tahriş edecek kadar asidik ve toksiktir.
- Arsenik demek yağ sindirim eksikliği ve yağ asitleri sentez eksikliğidir.
Çünkü; safra, yağ sindirimi için kullanılır. Yağ asitlerinin kullanıldığı en kritik yer beyin ve merkezi sinir sistemi hücrelerinin koruyucu kılıfları olan miyelinlerdir.
- Arsenik demek SİBO – disbiyosiz – geçirgen bağırsak –İBS –parazit istilası demektir.
Çünkü; safra bağırsağın deterjanı gibidir. Zararlı patojen, bakteri ve parazit gelişimini engeller. Ancak durgun veya toksik safra, bağırsak astarını tahriş eder ve parazit ve SİBO bakterilerinin gelişimine uygun ortam yaratır.
Yukarıdaki fotoğraf arsenik zehirli bir danışanımın çocuğunun bağırsağından, sindirim safra desteği, detoks ve oksalat çalışması ile düştü.
- Arsenik demek kontrolsüz histamin demektir.
Çünkü; Durgun ve yavaş safra toksik yükü artmış safradır, toksik safra ise bağırsakta çok tahriş edicidir, bu etkiye karşı verilen en popüler yanıt ‘’ histamin’’ olacaktır.
- Arsenik demek kontrolsüz davranışlar ve dürtüsellik demektir.
Çünkü; arsenik östrojeni taklit eder. Östrojen baskınlığı, çok şiddetli denetimsiz dürtüler yaratan, toksik bakır birikimine sebep olur.
- Arsenik demek yetersiz glutatyon geri dönüşümü ve buna bağlı detoks kapasitesinin azalması ve yüksek ağır metal tutma eğilimi demektir.
Çünkü; glutatyon bizim hücrelerimizde ürettiğimiz, ağır metalleri ve bir çok toksik maddeyi detoks etmemizi sağlayan antioksidanımızdır. Okside glutatyonu indirgemek için selenyum gerekir ama arsenik selenyumu tüketir. Selenyum detokstan sorumlu bir çok selenoenzimin kofaktörüdür. Arsenik varlığında bu enzimlerin işlevi zayıflar veya tamamen bloke olur.
- Arsenik demek mitokondriyal fonksiyonsuzluk demektir.
Çünkü; arsenik, fosfor ile aynı kimyaya sahiptir. Fosforun görev aldığı her yere girebilir. Ve hücresel para birimi ATP, fosfor olmadan üretilemez. ATP olmazsa bedenin karmaşık fonksiyonları, beyin, bağışıklık, tamirat gibi işler için yeterli enerji yoktur.
- Arsenik demek çok güçlü bir mitokondri zehiri demektir.
Çünkü; Enerji santrallerimiz olan mitokondri fonksiyonu zayıfladığında; bağışıklık, beyin fonksiyonları, detoksifikasyon için yeterli enerjimiz bulunmaz. Vücut birçok fonksiyondan feragat ederek sizi yaşatmaya çalışır. Feragat ettiği sistem bağışıklık ise enfeksiyonları kontrol edemezsiniz, beyinse çok daha fazla şeyi…
- Arsenik bir DNA zehiridir, DNA metilasyonunun bozulması demektir.
Çünkü; Harvard Halk Sağlığı Okulu arseniğe maruz kalma ile DNA metilasyonu arasındaki ilişkiyi doğruladı. Yüksek maruziyet, kansere ve kardiyovasküler hastalık, nörolojik problemler ve gelişimsel bozukluk etkilerine yol açar. Kanser hücreleri, DNA mutasyonu geçirmiş hücrelerdir.
- Arsenik demek kardiyovasküler sistemde yüksek tansiyon gelişimi demektir.
Çünkü; Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu, arseniğe maruz kalmayı yüksek tansiyonla ilişkilendirdi ve New York Üniversitesi Tıp Fakültesi kardiyovasküler hastalığa katkıda bulunan bir faktör olduğunu gösterdi.
- Arsenik bir üreme sistemi zehiridir.
Çünkü; araştırmalar erkek üreme sistemini olumsuz etkilediği, semen kalitesini düşürdüğünü doğruladı.
- Arsenik bir dermatolojik zehiridir.
Çünkü; Cilt maruziyetinde dermal tabakada lezyonlar, ciltte renk değişikliği vb. görülür.
- Arsenik bir sindirim zehiridir.
Çünkü; Yutulduğunda mide-bağırsak sistemini etkiler, bulantı gibi semptomlara neden olur, karın ağrısı ve ishal görülebilir. Pankreas enzimlerini etkilediğinde insülin fonksiyonu bozuklukları görülür. Kan şekeri bozukluklarına neden olabilir.
- Arsenik bir hormonal zehirdir.
Çünkü; Tiroid ve insülin hormonunun üretilmesine müdahale eder. Östrojeni taklit eder
- Arsenik çok yaygın bir zehirdir.
Yapılan detaylı analizler, arseniğin yağ ve aminoasit dengesini bozduğunu gösterdi.
Karaciğerin normal doku yapısı bozuluyor
ARSENİK MARUZİYETİNİN CİLT ÜZERİNDEKİ ZARARLI ETKİLERİ
1. CİLTTE RENK DEĞİŞİKLİKLERİ
→ Ciltte koyu lekeler ve pigmentasyon bozuklukları gelişebilir.
2. CİLTTE KALINLAŞMA (HİPERKERATOZ)
→ Derinin dış tabakası anormal şekilde kalınlaşabilir.
3. CİLT KANSERİ RİSKİNDE ARTIŞ
→ Özellikle uzun süreli arsenik maruziyeti cilt kanseri gelişme riskini artırabilir.
Arsenikle ilişkili deri hastalıklarında plazmadaki 8-hidroksi-2′-deoksiguanozin (8-OHdG) düzeylerinin daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
CİLT HÜCRELERİNDE HASARLA İLİŞKİLİ MEKANİZMALAR
4. OKSİDATİF HASAR
→ Arsenik, hücrelere zarar verebilen serbest radikallerin artmasına neden olabilir.
5. ANTİOKSİDAN SAVUNMANIN ZAYIFLAMASI
→ Glutatyon (GSH), SOD, katalaz ve GPx gibi hücreleri koruyan sistemlerin etkinliğini azaltabilir.
6. DNA ONARIMININ ETKİLENMESİ
→ Hücrelerin genetik hasarı onarma mekanizmalarını bozabilir.
7. HÜCRE BÖLÜNMESİNİN VE YENİLENMESİNİN ETKİLENMESİ
→ Hücrelerin büyümesini ve bölünmesini kontrol eden süreçleri değiştirebilir.
Arsenik enzimleri nasıl etkiliyor?
Arsenik bileşiklerinin zararlı olmasının önemli nedenlerinden biri, biyolojik olarak aktif birçok proteinin tiyol (-SH) gruplarına bağlanmalarıdır.
Bu bağlanma sonucunda arsenik, karbonhidrat metabolizmasında ve diğer metabolik süreçlerde görev alan çok sayıda enzimi inhibe edebilir.
Bu etkileşim özellikle:
→ Glukoz metabolizmasını
→ Protein metabolizmasını
→ Kolin metabolizmasını
→ Hücre zarındaki fosfolipidlerin parçalanmasını
→ glutatyon tükenmesini etkileyebilir.
Sonuçta apoptoz (programlanmış hücre ölümü) ve endokrin sinyal mekanizmaları etkilenebilir ve metabolik bozuklukların gelişmesine katkıda bulunabilir.
Arsenik: enzimlerin tiyol içeren aktif bölgelerine veya sistein ve indirgenmiş glutatyon (GSH) gibi sülfhidril (-SH) grubu içeren moleküllere bağlanabilir.
Metabolomics_Analysis_and_Biochemical_Pr.pdf
Arsenat → arsenite indirgenirken GSH tüketilebilir
Arsenatların arsenite indirgenmesi sırasında GSH elektron vericisi olarak görev yapar. Arsenit ise GSH’ye güçlü afinite gösterir. Bu nedenle bu süreç: Hücresel GSH düzeyinin azalmasına katkıda bulunabilir.
Ayrıca arsenik tarafından oluşturulan serbest radikaller GSH’yi okside ederek glutatyonun daha fazla azalmasına neden olabilir.
Metabolomics_Analysis_and_Biochemical_Pr.pdf
ARSENİK, ENZİMLERİ NASIL ENGELLER VE GLUTATYONU NASIL TÜKETİR?
🔵 Arsenik, enzimlerin çalışması için önemli olan tiyol (-SH) gruplarına bağlanabilir. Bu gruplar, birçok enzimin görevini yerine getirmesinde önemli rol oynar. Arsenik bu bölgelere bağlandığında enzimlerin normal çalışmasını engelleyebilir.
🔵 Arsenik, sistein ve glutatyon (GSH) gibi koruyucu moleküllere de bağlanabilir. Böylece hücrelerin biyokimyasal dengesi ve antioksidan savunması olumsuz etkilenebilir.
🔵 Arsenatın arsenite dönüşümü sırasında glutatyon tüketilebilir. Çünkü glutatyon, bu kimyasal dönüşümde elektron sağlayarak görev alabilir.
🔵 Arsenit, glutatyonun sülfhidril (-SH) gruplarına güçlü biçimde bağlanabilir. Bu etkileşim, hücrelerde kullanılabilir glutatyon miktarının azalmasına katkıda bulunabilir.
🔵 Arsenik, serbest radikal oluşumunu da artırabilir. Bu zararlı moleküller glutatyonu oksitleyerek antioksidan savunma sistemini daha fazla zorlayabilir.
SONUÇ:
Arsenik, bir yandan enzimlerin çalışmasını engellerken diğer yandan glutatyon sistemini zorlayarak hücrelerin oksidatif hasara karşı korunma kapasitesini azaltabilir.
Arsenik → Enzimlerin baskılanması → Glutatyon azalması → Oksidatif stres artışı → Hücresel hasar
Kaynak: Metabolomics Analysis and Biochemical Profiling of Arsenic-Induced Metabolic Impairment and Disease Susceptibility, Biomolecules (2023).
ARSENİK: VÜCUDUN METABOLİK DENGESİNİ NASIL BOZUYOR?
- Arsenik hücrelerin enerji üretimini sabote edebilir
Hücrelerimizin çalışabilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerjinin kullanılabilir biçimi ATP adı verilen moleküldür.
ATP‘yi vücudumuzun enerji para birimi olarak düşünebiliriz. Kalbimizin çalışmasından beynimizin bilgi işlemesine, bağırsaklarımızın hareketlerinden hücrelerimizin kendilerini onarmasına kadar pek çok işlem ATP kullanır.
Bu enerjinin önemli bir bölümü, hücrelerimizin içindeki mitokondri adı verilen enerji üretim merkezlerinde hazırlanır.
Arsenik, bu merkezlerin çalışmasını birkaç farklı yoldan etkileyebilir.
Öncelikle besinlerden gelen enerjinin işlenmesinde görev alan pirüvat dehidrogenaz ve diğer bazı enzimlerin çalışmasını engelleyebilir. Bu enzimler düzgün çalışmadığında, besinlerden elde edilen yakıtın hücresel enerji üretim sistemine aktarılması zorlaşır.
Arsenat; fosfata benzeyen yapısı nedeniyle enerji üretim reaksiyonlarına karışabilir. Normalde ATP oluşumuna katkı sağlaması gereken bazı reaksiyonlarda kararsız arsenat bileşikleri meydana gelir. Böylece hücre enerji üretmek için gerekli işlemleri gerçekleştirse bile yeterli ATP elde edemeyebilir.
Sonuçta besin bulunmasına rağmen hücrelerin bu besinlerden verimli biçimde enerji üretmesi zorlaşabilir.
Bu mekanizma, özellikle yüksek enerjiye ihtiyaç duyan beyin, sinir sistemi, kaslar ve diğer dokular açısından önemlidir. Enerji üretimindeki bozulmalar yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve hücresel işlev kaybına katkıda bulunabilir.
- Arsenik kan şekeri ve insülin dengesini bozabilir
Kan şekerinin dengede tutulması yalnızca ne kadar şeker tükettiğimize bağlı değildir.
Pankreasın yeterli insülin üretmesi, hücrelerin insüline doğru yanıt vermesi ve karaciğerin kana ne kadar glukoz bırakacağını düzenlemesi gerekir.
Arsenik, bu üç mekanizmayı da etkileyebilir.
Pankreasta insülin üreten beta hücrelerine zarar verebilir. Aynı zamanda hücrelerin insüline verdiği yanıtı değiştirebilir.
Böylece kanda yeterli insülin bulunsa bile hücreler glukozu gerektiği gibi kullanamayabilir. Buna insülin direnci denir.
Araştırmalarda arsenik maruziyetinin ardından üç önemli göstergede artış saptandı:
- Kan glukozu yükseldi: Kan şekeri arttı.
- HbA1c yükseldi: Uzun dönem kan şekeri kontrolünün bozulduğunu gösteren değer arttı.
- HOMA-IR yükseldi: İnsülin direnci göstergesi arttı.
Arsenik ayrıca glukozun hücre içinde kullanılmasını sağlayan hekzokinaz ve glukokinaz gibi enzimleri ve glukoz taşınmasını düzenleyen bazı genleri etkiledi.
Bu bulgular, arsenik maruziyetinin kan şekeri yüksekliği ve insülin direnciyle ilişkili metabolik bozulmalara katkıda bulunabileceğini gösteriyor.
- Arsenik vücudun antioksidan savunmasını zayıflatabilir
Hücrelerimiz çalışırken doğal olarak bazı reaktif maddeler üretir. Bunlar belirli düzeylerde normal hücresel faaliyetlerin parçasıdır.
Ancak aşırı miktarda biriktiklerinde hücre zarlarına, proteinlere ve DNA’ya zarar verebilirler. Bu duruma oksidatif stres denir.
Vücudumuzun bu hasara karşı gelişmiş bir savunma sistemi vardır.
Bu sistemin önemli parçalarından biri glutatyon (GSH) adı verilen koruyucu moleküldür. Glutatyon, hücrelerin zararlı oksidatif maddeleri etkisiz hâle getirmesine yardımcı olur.
Glutatyonun yanında SOD, katalaz, glutatyon peroksidaz (GPx) ve glutatyon redüktaz (GR) gibi enzimler de görev yapar.
Arsenik, bu savunma sistemini iki yönden zorlayabilir: Bir yandan oksidatif maddelerin oluşumunu artırırken diğer yandan onları etkisiz hâle getiren sistemlerin kapasitesini azaltabilir.
Arsenik maruziyetinde:
Glutatyon (GSH) ↓
Glutatyon redüktaz (GR) ↓
Glutatyon peroksidaz (GPx) ↓
SOD ↓
Katalaz ↓ düşer
Buna karşılık hücrelerdeki yağların oksidatif hasarını gösteren MDA düzeyi yükseldi.
Yani arsenik varlığında, hücrelerin korunmaya daha fazla ihtiyaç duyduğu bir ortamda, koruyucu sistemlerin etkinliği de azalır. Bu özellikle hücre zarları, mitokondriler ve genetik materyalin korunması açısından önemlidir.
- Arsenik karaciğer hücrelerine zarar verebilir
Karaciğer, vücudumuzun en önemli metabolik merkezlerinden biridir. Besinlerin işlenmesi, kan şekerinin düzenlenmesi, yağ metabolizması ve zararlı maddelerin dönüştürülmesi gibi birçok görevi aynı anda yürütür.
Bu nedenle arsenik maruziyetinin karaciğer üzerindeki etkileri yalnızca karaciğerle sınırlı kalmayabilir.
Arsenik maruziyetinde ALT ve AST değerleri yükseldi. Bu değerler, karaciğer hücrelerinin hasar gördüğünü düşündüren önemli kan göstergeleridir.
Karaciğer dokusu mikroskop altında incelendiğinde ise daha belirgin değişiklikler görüldü.
Karaciğerin normal doku düzeni bozuldu. Hücrelerin birbiriyle olan düzenli yerleşimi değişti.
Karaciğer hücreleri hasar gördü. Bazı hücrelerin içinde anormal boşluklar oluştu.
Karaciğerin küçük kan kanalları genişledi.
Kupffer hücrelerinin sayısı arttı. Bunlar karaciğerde bulunan, yabancı maddelerin ve hücresel artıkların temizlenmesinde görev alan bağışıklık hücreleridir.
Bu bulgular, arsenik maruziyetinin karaciğerde yalnızca kan testleriyle fark edilen değişikliklere değil, doğrudan doku hasarına da yol açabildiğini gösteriyor.
- Arsenik safra ve sindirim sistemiyle ilişkili süreçleri etkileyebilir
Karaciğerin ürettiği safra, yalnızca yağların sindirilmesi için gerekli bir sıvı değildir. Safra aynı zamanda bazı maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında ve bağırsak ortamının düzenlenmesinde görev alır.
Özellikle yağların ve yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerinin emilebilmesi için sağlıklı safra salgısı önemlidir.
Arsenik kaynaklı karaciğer hasarı ile safra akışı yavaşlar ve çamurlaşır bu bağırsak hastalıkları ve sindirim sorunlarına kapıyı açar. Ve arseniğin % 80’i de safra yolu ile atıldığı için, aslında arsenik vücuttan kendi çıkış yolunu kapatır.
Bu bağlantıyı anlamak için üç temel işlevi bilmek yeterlidir.
- Birincisi, yağların sindirilmesidir. Safra yeterli miktarda bağırsağa ulaşamadığında yağların sindirimi ve emilimi zorlaşabilir.
- İkincisi, bağırsak ortamının korunmasıdır. Safra asitleri bazı mikroorganizmaların çoğalmasını sınırlayan mekanizmalarda rol oynar. Safra bileşimindeki değişiklikler bağırsak mikrobiyotasını
- Üçüncüsü, karaciğerin atılım işlemleridir. Safra, karaciğerin bazı metabolik artıklarını bağırsaklara taşıyan önemli yollardan biridir.
Bu nedenle karaciğer hasarı, safra işlevi ve sindirim sorunları birbirinden tamamen bağımsız değerlendirilmemelidir.
Arsenik maruziyeti safra akışını durdurduğunda, SIBO veya parazit oluşumuna yol açabilir.
- Arsenik aminoasit dengesini bozabilir
Aminoasitleri yalnızca kasların yapı taşları olarak düşünmek doğru değildir.
Vücudumuz aminoasitleri enzimlerin, hormonların, bağışıklıkla ilişkili proteinlerin ve çok sayıda hücresel molekülün üretiminde kullanır.
Aminoasitler ayrıca enerji metabolizması, hücresel onarım ve antioksidan savunmayla yakından ilişkilidir.
Araştırmalarda arsenik maruziyeti sonrasında 9 aminoasit veya aminoasit türevinin düzeyinde anlamlı azalma saptandı:
Taurin ↓ •Treonin ↓ • Metiyonin ↓
İzolösin ↓ • Lösin ↓ • Arjinin ↓
Lizin ↓ • Glisin ↓ • Metiyonin sülfoksit ↓
Bu değişiklikler neden önemlidir?
Taurin, hücre zarlarının korunmasında, hücre içindeki kalsiyum dengesinde ve safra asitlerinin oluşumunda görev alır.
Metiyonin, hücrelerin birçok kimyasal dönüşüm için kullandığı metil gruplarının sağlanmasında önemlidir.
Glisin, protein üretimi ve glutatyon sentezi için gereklidir.
Lösin ve izolösin, kasların protein ve enerji metabolizmasında görev alır.
Arjinin ise kan damarlarının işleyişinde önemli olan nitrik oksit üretimine katkıda bulunur.
Arsenik maruziyetinde birden fazla aminoasidin azalması, farklı metabolik sistemlerin aynı anda etkilenebildiğini gösteren önemli bir bulgudur.
- Arsenik, metilasyon sisteminin iş yükünü değiştirebilir
Vücudumuz arseniği dönüştürerek uzaklaştırılmasını kolaylaştırmaya çalışır.
Bu süreçte kullanılan önemli mekanizmalardan biri metilasyon adı verilen kimyasal işlemdir.
Metilasyon sırasında bir moleküle küçük bir kimyasal grup eklenir. Vücudumuz bu yöntemi yalnızca arsenik için değil, çok sayıda biyolojik işlemde kullanır.
Bu sistemde metiyonin ve SAM (S-adenozilmetiyonin) önemli görevler üstlenir.
SAM, metil grubu sağlayan başlıca moleküllerden biridir. Arseniğin bazı formlarının dönüştürülmesinde de kullanılır.
Bu dönüşümler sonucunda MMA ve DMA adı verilen arsenik metabolitleri oluşabilir.
Arsenik maruziyeti, metilasyonla ilişkili metabolik yolların çalışma düzenini etkileyebilir ve çalışmalarda, metiyonin döngüsüyle ilişkili MTR geninin çalışma düzeyinde artış saptandı.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Metilasyon her zaman zararsızlaştırma anlamına gelmez. Arseniğin dönüşümü sırasında oluşan bazı ara ürünler de toksik olabilir.
- Arsenik hücre zarlarının yağ dengesini değiştirebilir
Hücrelerimizin dış yüzeyi, içeriye hangi maddelerin alınacağını ve hangi maddelerin dışarıya çıkarılacağını düzenleyen özel bir zarla çevrilidir.
Bu zarın önemli bir bölümü yağ benzeri moleküllerden oluşur.
Ancak hücre zarı yalnızca koruyucu bir örtü değildir. Hücrelerin birbirleriyle haberleşmesinde, besinlerin taşınmasında ve çevreden gelen sinyallere yanıt verilmesinde de görev alır.
Arsenik maruziyetinde bu yağ moleküllerinin işlenmesinde değişiklikler görülebilir.
Fosfolipidler: Hücre zarının temel yapı taşlarıdır.
Trigliseridler: Vücudun enerji depolamak için kullandığı yağlardır.
Sterol yapılı yağlar: Hücre zarları ve çeşitli biyolojik moleküllerle ilişkili yağ grubudur.
Araştırmada bu grupların metabolizmasında değişiklikler tespit edildi. Ayrıca yağların mitokondri içinde işlenmesiyle ilişkili CPT-I, CPT-II, CROT, CACT ve LCAT gibi genlerin çalışma düzeyleri değişti.
Bu sonuçlar, arsenik maruziyetinin yalnızca kan şekeri metabolizmasını değil, hücre zarlarının yapısını ve yağlardan enerji elde edilmesini sağlayan sistemleri de etkileyebildiğini gösteriyor.
- Arsenik vücutta inflamasyonu artırabilir
İnflamasyon, bağışıklık sisteminin hasara veya zararlı bir etkene karşı oluşturduğu savunma yanıtıdır. Kaynağı mikrop olmayan bir iltihaptır.
Kısa süreli ve kontrollü inflamasyon vücudun korunması için gereklidir. Ancak uzun süre devam eden inflamasyon dokuların normal çalışmasını zorlaştırabilir.
Arsenik, oksidatif stresi ve hücresel hasarı artırarak inflamasyonla ilişkili mekanizmaları etkileyebilir.
Arsenik maruziyetinde iki önemli inflamasyon belirteci yükselir:
CRP ↑: Vücutta inflamasyonla ilişkili bir kan göstergesi.
IL-6 ↑: Bağışıklık hücreleri arasındaki haberleşmede görev alan, inflamasyonla ilişkili bir molekül.
Bu bulgular, arsenik maruziyetinin hücresel hasarla birlikte inflamatuvar yanıtı da artırabildiğini gösteriyor.
- Arsenik böbrek fonksiyonlarını etkileyebilir
Böbrekler kanı süzerek metabolik artıkların ve çeşitli maddelerin idrarla uzaklaştırılmasını sağlar.
Arsenik ve metabolitlerinin vücuttan uzaklaştırılmasında böbreklerin önemli rolü vardır.
Bu nedenle arsenik maruziyetinde böbrek dokusunun zarar görmesi, vücudun normal atılım işlevlerini etkileyebilir.
Arsenik maruziyetinde kreatinin ve kan üresi değerleri yükselir.
Bu değerlerdeki artış, böbrek fonksiyonlarının etkilenmiş olabileceğini düşündürür.
- Arsenik DNA’ya ve kromozomlara zarar verebilir
DNA, hücrelerimizin nasıl çalışacağını belirleyen genetik bilgileri taşır.
Hücrelerimiz her gün DNA üzerinde oluşan küçük hasarları onarmak için çalışır. Ancak hasar artarsa veya onarım mekanizmaları yeterince çalışmazsa genetik bozukluklar birikebilir.
Arsenik, özellikle oksidatif stresi artırarak, DNA onarımını etkileyerek ve kromozomların normal düzenini bozarak genetik hasara katkıda bulunabilir.
Ağız içi hücrelerinde genetik hasar
Arsenikle kirlenmiş su içen kadın ve çocuklarda, ağız içini kaplayan hücrelerde genetik hasar belirtileri tespit edilmiştir.
Beyaz kan hücrelerinde kromozom bozuklukları
Kandaki bağışıklık hücrelerinde, özellikle lenfositlerde, kromozom hasarı göstergelerinde artış bildirilmiştir.
Mesane hücrelerinde genetik hasar
Uzun süre 400 ppb arsenik maruziyeti bulunan kişilerde, mesanenin iç yüzeyini kaplayan hücrelerde kromozom bozukluklarının arttığı bildirilmiştir.
Bu araştırmalarda kullanılan önemli göstergelerden biri mikronükleus oluşumudur.
Mikronükleus, hücre bölünmesi sırasında ana hücre çekirdeğinin dışında kalan kromozom parçalarının veya kromozomların oluşturduğu küçük ek çekirdektir. Bu yapıların artması, genetik hasarın önemli işaretlerinden biridir.
Genlerin çalışma düzeninin değişmesi
Arsenik yalnızca DNA’nın yapısını değil, genlerin ne zaman ve ne kadar çalışacağını da etkileyebilir.
Bu mekanizmalardan biri DNA metilasyonudur.
Örneğin insan akciğer kanseri hücreleriyle yapılan bir çalışmada, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını önlemede önemli görevleri olan p53 tümör baskılayıcı geninin düzenleyici bölgesinde metilasyon değişiklikleri bildirilmiştir.
İnsan meme hücreleriyle yapılan başka bir araştırmada ise AP-1, NF-κB, Sp-1 ve YB-1 gibi genlerin çalışmasını düzenleyen proteinlerin DNA’ya bağlanma düzeylerinin değişebildiği gösterilmiştir.
Bu bulgular, arseniğin genetik yapıyı ve hücrelerin büyümesini kontrol eden mekanizmaları birden fazla yoldan etkileyebildiğini gösteriyor.
- Arsenik kanser gelişme riskini artırabilir
Kanser, hücrelerin büyüme ve çoğalma üzerindeki normal kontrollerini kaybetmesiyle gelişir.
Sağlıklı bir hücrede DNA hasarı oluştuğunda onarım sistemleri devreye girer. Hasar onarılamayacak kadar büyükse hücre kontrollü biçimde ölebilir.
Arsenik bu dengeyi çeşitli yollardan etkileyebilir.
DNA hasarını artırabilir.
DNA onarım mekanizmalarını zayıflatabilir.
Hücre bölünmesini kontrol eden genlerin çalışmasını değiştirebilir.
Hasarlı hücrelerin kontrollü ölüm süreçlerini etkileyebilir.
Oksidatif stresi ve kronik inflamasyonu artırabilir.
Bu mekanizmalar birlikte değerlendirildiğinde arsenik maruziyetinin neden önemli bir kanser riski oluşturabildiği daha iyi anlaşılır.
İnorganik arsenik, insanlar için kanserojen olarak sınıflandırılmıştır. Özellikle uzun süreli maruziyetle cilt, akciğer ve mesane kanserleri arasındaki ilişki güçlü biçimde ortaya konmuştur. Araştırmalarda ayrıca karaciğer, prostat, rahim ağzı ve üst idrar yolları kanserleriyle ilgili ilişkiler de ortaya çıkmıştır.
- Arsenik ciltte belirgin değişikliklere yol açabilir
Cilt, uzun süreli arsenik maruziyetinin gözle görülebilen etkilerinin ortaya çıkabildiği organlardan biridir.
Özellikle kronik maruziyetlerde: Ciltte koyu lekeler ve renk değişiklikleri gelişebilir.
Avuç içlerinde ve ayak tabanlarında deri kalınlaşabilir. Bu duruma hiperkeratoz denir.
Ciltte sertleşmiş ve pürüzlü alanlar oluşabilir.
Cilt kanseri riski artabilir.
Arsenikle ilişkili cilt hastalıklarında, DNA’nın oksidatif hasarını gösteren 8-OHdG düzeylerinde artış da bildirilmiştir.
Arsenikli suya uzun süre maruz kalınan bölgelerde, ciltte bu tip değişiklikler, görülür.
- Arsenik beyin ve sinir sistemini etkileyebilir
Beyin ve sinir sistemi, düzenli enerji üretimine büyük ölçüde bağımlıdır.
Sinir hücreleri, elektriksel sinyallerin oluşturulması, iletilmesi ve hücreler arasındaki iletişimin sürdürülmesi için sürekli enerji kullanır.
Arsenik, hücresel enerji üretimini ve oksidatif dengeyi bozarak sinir sistemi üzerinde zararlı etkiler oluşturabilir.
Özellikle kronik arsenik maruziyetiyle ilişkili nörolojik sorunlar arasında:
El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve his değişiklikleri, sinir hasarına bağlı güçsüzlük, hareket koordinasyonunda zorlanma ve bazı bilişsel işlevlerde bozulmalar yer alır.
- Arsenik kalp ve damar sağlığını etkileyebilir
Kalp ve damar sistemi de arsenik maruziyetinden etkilenebilen önemli sistemler arasındadır.
Damarların iç yüzeyini kaplayan hücreler, kan akışının düzenlenmesinde ve damarların gerektiğinde genişleyip daralmasında görev yapar.
Arsenik kaynaklı oksidatif stres ve inflamasyon, damarların normal işleyişini olumsuz etkileyebilir.
Uzun süreli maruziyet, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskinde artışla ilişkilendirilmiştir.
Bazı bölgelerde çok yüksek arsenik içeren sulara uzun süre maruz kalınması, bacak ve ayaklardaki damar dolaşımının ciddi biçimde bozulduğu hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.
- Arsenik vücuttan nasıl uzaklaştırılır?
Arsenik vücuda girdikten sonra çeşitli kimyasal dönüşümlerden geçebilir.
Karaciğer bu dönüşümlerde önemli görevler üstlenir. Oluşan arsenik metabolitlerinin uzaklaştırılmasında idrar yoluyla atılım mekanizmalardan biridir.
Metiyonin, SAM ve metilasyon sistemi bu dönüşümlerde rol oynar.
B vitaminleri ve resveratrolün koruyucu etkileri bulunur.
Resveratrol ile özellikle GPx, katalaz ve SOD gibi koruyucu enzimlerin etkinliği olumlu yönde değişti. İnflamasyon ve metabolik bozulmayla ilişkili bazı değerlerde de iyileşmeler görüldü.
Arsenik maruziyetinde temel yaklaşım, önce maruziyet kaynağını belirlemek ve ortadan kaldırmaktır.
- Arseniğe nereden maruz kalıyoruz?
Arsenik doğada bulunan bir elementtir. Özellikle bazı bölgelerde yeraltı sularına doğal yollarla karışabilir.
Madencilik, endüstriyel faaliyetler ve geçmişte kullanılan arsenik içeren bazı tarım kimyasalları da çevresel arsenik kirliliğine katkıda bulunabilir.
Başlıca maruziyet kaynakları arasında arsenik içeren içme ve yeraltı suları, kirlenmiş toprak, bazı gıdalar, madencilik ve metal işleme faaliyetleri yer alır.
Pirinç ve pirinç ürünleri de beslenme yoluyla inorganik arsenik alımına katkıda bulunabilir.
İçme suyunda arsenik için Dünya Sağlık Örgütü’nün kılavuz değeri 10 µg/L (10 ppb) düzeyindedir.
Arseniğin vücutta oluşturabileceği temel bozulmalar
| Etkilenen sistem | Arsenik maruziyetinin olası etkisi |
| Enerji üretimi | Mitokondri işlevleri ve ATP üretimi bozulabilir |
| Enzimler | Besinlerin işlenmesinde görev alan enzimler baskılanabilir |
| Kan şekeri | Glukoz yüksekliği ve insülin direnci gelişimine katkıda bulunabilir |
| Antioksidan savunma | Glutatyon ve koruyucu enzimlerin etkinliği azalabilir |
| Hücre zarları | Yağların oksidatif hasarı artabilir |
| Karaciğer | Hücre hasarı ve karaciğer testlerinde bozulmalar görülebilir |
| Sindirim ve safra | Karaciğer-safra işlevleri üzerinden sindirim süreçleri etkilenebilir |
| Aminoasitler | Aminoasit dengesi ve bunlarla ilişkili metabolik yollar değişebilir |
| Metilasyon | Arseniğin dönüştürülmesinde kullanılan metabolik sistemlerin iş yükü değişebilir |
| Bağışıklık | İnflamasyon ve hücresel savunma mekanizmaları etkilenebilir |
| Böbrekler | Böbrek fonksiyonlarında bozulmalar gelişebilir |
| DNA ve kromozomlar | Genetik hasar ve genlerin çalışma düzeninde değişiklikler oluşabilir |
| Cilt | Renk değişiklikleri, kalınlaşma ve kanser riski artışı görülebilir |
| Sinir sistemi | Uyuşma, güçsüzlük ve sinir işlevlerinde bozulmalar gelişebilir |
| Kalp ve damarlar | Tansiyon ve damar hastalıkları riski artabilir |
Sonuç: Arsenik yalnızca bir organı değil, metabolik sistemlerin birbirleriyle olan dengesini de etkiler
Arseniğin toksik etkilerini anlamak için yalnızca kanda veya dokularda ne kadar arsenik bulunduğuna bakmak yeterli değildir.
Arsenik, hücrelerin enerji üretmesini, besinleri işlemesini, zararlı maddelere karşı korunmasını ve hasarlı yapılarını onarmasını sağlayan biyolojik mekanizmalara müdahale edebilir.
Enerji üretimi bozulduğunda hücrelerin normal işlerini yürütmesi zorlaşır. Antioksidan savunma zayıfladığında hücresel hasar artabilir. Aminoasit ve yağ metabolizması değiştiğinde başka biyolojik sistemler de etkilenebilir.
Bütün bunlar, arsenik maruziyetinin neden birbirinden farklı organlarda ve metabolik süreçlerde sorunlarla ilişkili olabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Önemli olan, arsenik maruziyetini yalnızca tek bir belirti veya tek bir laboratuvar değeri üzerinden değil, maruziyetin türü, miktarı, süresi ve etkilediği biyolojik sistemlerle birlikte değerlendirmektir.
Kaynak temeli: Shoaib ve arkadaşları, Biomolecules (2023), 13, 1424;
Arsenik hakkında daha fazlası için tıklayınız.
Ağır Metal – Mineral Testleri Ve Yorumları, Detoks Ve Kaçınılması Gereken Destekler İçin;
Eğer daha fazla bilgi veya rehberliğe ihtiyacınız varsa, size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım.
Sevgi Kaya
Mimar – DEÜ Mimarlık Fakültesi – Artı Bodrum Mimarlık Mühendislik Ve İnşaat Ltd. Şti
Mineral Master – İntelligent Nutrition Canada
Ağır metal zehirlenmesi ve Kronik Toksisite – Bütüncül Tıp Okulu
Naturopati – Apiterapi Uzmanı -Riccon Academy Switzerland
DEÜ Mimarlık Fakültesi mezunu, 30 yıllık mimar ve sağlık eğitimleri almış bir uzmandır. Mineral Master olarak doğal besinler ve detoks yöntemleri ile sağlık koşullarını iyileştirmeyi hedefler.
Burada paylaşılan tüm bilgiler sadece eğitim ve bilgi amaçlıdır. Herhangi bir hastalığın veya sağlık durumunun teşhisi, reçetesi veya uygun tedavisi için, lütfen yetkili resmi sağlık kuruluşları ve uzmanlarına başvurunuz.




Arseniği daha çok görülmeye başladık çünkü sulara karıştı.Altın aramak çıkarmak için kullanıldı.Oradaki havuzlardan içme sularına ve besin zincirine katıldı.Bu günlerde so check te birden fazla ağır metaltoksikasyonuna rastlıyorum.Dün antimon yüzden oranında idi.Adama bir baktım sol kolu silme dögme ile kaplı.
Maalesef antimon arseniğin yaptığı her şeyi yapar ve özellikle de adrenal bezlere çekilir. Kadınlarda da antimon yüksek oluyor çünkü göz maskaraları genellikle antimonlu.